Device – Operation – Third User üçlemesi üzerinden, REVEGO’nun iECO cihazını, ÜÇGE’nin 50 yıllık altyapısını ve son kullanıcının geri dönüşüm davranışını tek bir kesintisiz LED sahnesi içinde anlatan, üç katmanlı anamorfik deneyim tasarımı.
Bu proje, EuroShop 2026 için REVEGO’nun iECO cihazını ve markanın sürdürülebilirlik vizyonunu L-şekilli içbükey bir LED yüzey üzerinde anlatmayı hedefleyen bütüncül bir sahne tasarımıdır. Proje, yalnızca tek bir ürünün tanıtımını yapmakla kalmaz; REVEGO’nun arkasındaki ÜÇGE çatısını, mühendislik gücünü ve sistemsel düşünme biçimini de aynı hikâyenin içine yerleştirir. Böylece fuar standı, tek bir ekran çalışmasından çok, markanın Avrupa pazarı için kurduğu uzun vadeli hikâyenin fiziksel bir vitrini hâline gelir.
Temel amaç, REVEGO’yu Avrupa pazarında “geri dönüşüm inovasyon markası” olarak konumlandıracak güçlü ve hatırlanabilir bir görsel anlatı oluşturmaktır. Bu anlatı, yalnızca estetik açıdan etkileyici görünmekle yetinmez; ürünü, sistemi ve son kullanıcıyı aynı bağlamda göstererek markanın nasıl çalıştığını bütünsel biçimde ortaya koyar. Sonuçta izleyici, yalnızca güzel bir animasyon görmüş olmaz; bu cihazın neden var olduğunu, nasıl çalıştığını ve kimlerin desteğiyle sahada yer aldığını içsel olarak kavramış olur.
EuroShop, “Retail Innovation” alanında Avrupa’nın en büyük ve en etkili fuarlarından biri olduğu için bu sahnenin yarattığı ilk izlenim kritik bir öneme sahiptir. REVEGO bu fuara, artık yalnızca bir ürün sağlayıcısı olarak değil, kendi yüzüyle ve kendi ses tonuyla çıkan bağımsız bir marka olarak katılacaktır. Bu nedenle sahnede kurulacak ilk temas, B2B karar vericilerin zihninde “Bu markayı hatırlamalıyım.” duygusunu tetikleyen, temiz ve cesur bir imza niteliği taşımalıdır.
iECO cihazının görsel temsili, sıradan bir render görüntüsünden öte, mühendislik detaylarını doğru yansıtan bir tasarım anlatısı olmak zorundadır. Bu sebeple cihazın .STEP dosyalarından yola çıkarak, outline çizim estetiğiyle 3D hibrit bir görünüm oluşturmak planlanmaktadır. Böylece izleyici hem cihazı teknik bir doğrulukla görür, hem de çizgisel estetik sayesinde onun “tasarlanmış ve düşünülmüş” bir mühendislik ürünü olduğunu hisseder.
iECO’nun kullanım deneyimi de bu temsilde önemli bir yer tutar. Cihazın yalnızca dış formu değil, kullanıcıyla temas eden ekranı, fiş çıkışı, ışıklı halkası ve şişe giriş alanı da bu görselleştirme içinde anlaşılır bir şekilde sunulacaktır. Böylece ziyaretçi, birkaç saniye içinde cihazın ne olduğunu, ne yaptığını ve kendisiyle nerede temas kuracağını kavrayabilecek hale gelecektir.
Bu yaklaşım, REVEGO’nun kendisini yalnızca bir “kutu” olarak değil, bir deneyim ve hizmet altyapısı olarak göstermesini sağlar. Görsel dil ne kadar yalın ve temiz olursa, cihazın içindeki teknolojik karmaşıklık o kadar özgüvenli şekilde taşınabilir. Sonuç olarak ürün, hem teknik ekipler hem de karar verici yöneticiler için ikna edici bir nesneye dönüşür.
REVEGO, Avrupa pazarına kendisini çevre odaklı, yenilikçi ve kullanıcı deneyimi merkezli bir marka olarak konumlandırmak istemektedir. Bu nedenle iletişim dili, klasik reklam kalıplarından çok “akıllı şehir”, “dijital arayüz” ve “sürdürülebilir teknoloji” başlıklarına yakın duran bir ton taşımalıdır. Tasarımda seçilecek tipografi, renkler ve hareket dili; markanın genç, dinamik ama aynı zamanda güven veren bir aktör olduğunu hissettirmelidir.
Animasyon akışı boyunca logo, cihaz, HUD katmanları ve veri benzeri grafikler bu vizyonu destekleyecek biçimde sahneye yerleştirilecektir. Mesajlar gereksiz duygusallığa kaçmadan, doğrudan ve net bir biçimde iletilecektir. Böylece marka, “çevreci” olduğu kadar “işini bilen, sistem kurabilen” bir partner olarak da algılanır.
Bu yaklaşım, REVEGO’nun yalnızca son kullanıcıya dönük bir tüketici markası değil, aynı zamanda belediyeler, perakende zincirleri ve altyapı sağlayıcıları için ciddi bir iş ortağı olduğunu göstermeyi amaçlar. Özellikle EuroShop gibi B2B ağırlıklı bir fuarda bu ikili algıyı doğru yönetmek büyük önem taşır. Hem “iyi hissedilen” bir marka, hem de “üzerine yatırım yapılabilir” bir iş ortağı görüntüsü aynı sahnede buluşturulur.
ÜÇGE, REVEGO’nun arkasındaki endüstriyel ve kurumsal çatıdır ve 50 yıllık tecrübesi ile projeye güven katmaktadır. Bu bilgi sahnede ağırlıklı bir hikâye unsuruna dönüşmeden, incelikli ve saygılı bir şekilde yer almalıdır. Örneğin arka planda beliren bir tarih satırı, soft bir logo şeridi ya da kısa bir tagline, bu birlikteliği anlatmak için yeterli olacaktır.
Amaç, REVEGO’nun “tek başına bir start-up” değil, güçlü bir üretim ve AR-GE geleneğiyle desteklenen bir marka olduğunu hissettirmektir. Bu his, özellikle büyük yatırım kararları veren B2B oyuncular için kritik bir güven unsuru hâline gelir. Dolayısıyla ÜÇGE, sahnede görünür; ama hiçbir zaman REVEGO’nun üzerine çıkan bir dominasyon kurmaz.
Bu denge, markalar arası hiyerarşiyi de doğru gösterir. REVEGO ön planda “görünen yüz” ve inovasyon markası olarak dururken, ÜÇGE arka planda “sağlam zemin” ve kurumsal dayanak olarak algılanır. Böylece izleyici, karşısındaki çözümün hem yenilikçi hem de uzun ömürlü ve güvenilir olduğunu sezgisel düzeyde anlayabilir.
Fuar alanındaki ziyaretçilerin önemli bir kısmı standın önünden durmadan, yürüyerek geçer. Bu nedenle ekranda kullanılan mesajların, logonun ve ana görsel metaforların birkaç saniye içinde okunabilir ve anlaşılabilir olması gerekir. Sürekli akan üst ve alt yazı bantları, bu hızlı temas anları için tasarlanmış birer “bilgi şeridi” gibi çalışır.
Şişelerin L-büküm noktasında uzayan gölgeleri, hem görsel olarak dikkat çekici bir 3D derinlik etkisi yaratır, hem de bu alanı ekranın optik merkezi hâline getirir. Yürüyen ziyaretçi, yalnızca göz ucuyla baksa bile bu uzayan gölgeleri ve içbükey yüzeyin yarattığı perspektif kırılmasını fark eder. Bu etki, ekrana geri dönüp daha detaylı izleme isteğini de tetikleyebilir.
“Thank You for Recycling” mesajı ve onunla birlikte sunulan QR kod, hızlıca anlaşılabilen bir davranış çağrısıdır. Ziyaretçi ister fiş üzerinden ister ekran üzerinden QR’ı gördüğünde, bunun bir teşekkür ifadesiyle birlikte kendisini dijital bir içeriğe davet ettiğini kolayca çözer. Böylece fuar alanındaki anlık fiziksel temas, fuar sonrasına uzanan dijital bir ilişkiye dönüştürülebilir.
REVEGO, modern şehir yaşamında geri dönüşüm davranışını kolaylaştıran, UX odaklı, sensörlerle destekli akıllı geri dönüşüm sistemleri üreten bir markadır. Marka, kendisini “Device + Operation + User” üçlüsü üzerine inşa eder; yani yalnızca cihazı değil, onu çevreleyen operasyon ve son kullanıcı davranışını da tasarımın bir parçası olarak görür. Böylece REVEGO, tek bir ürün markası olmaktan çıkıp, bütüncül bir geri dönüşüm ekosistemi sağlayıcısına dönüşür.
ÜÇGE ise REVEGO’nun arkasında duran 50 yıllık endüstriyel tecrübe ve kurumsal altyapıyı temsil eder. Bu altyapı, üretim, mühendislik ve AR-GE tarafında uzun yıllara dayanan bir güven ağı kurmuştur. REVEGO’nun sahnede anlattığı her yenilikçi hamlenin arkasında bu kurumsal omurga vardır ve bu durum, özellikle B2B müşteriler için karar sürecinde büyük bir fark yaratır.
Bu iki marka birlikte konumlandığında, fuar ziyaretçisinin zihninde güçlü bir kombinasyon oluşur. REVEGO ön planda çevik ve yenilikçi bir yüz olarak görünürken, ÜÇGE arka planda sağlamlık, süreklilik ve endüstriyel güven duygusunu taşır. Bu sentez, projeyi sadece yaratıcı bir LED sahne olmaktan çıkarıp, uzun vadeli iş ortaklıklarına açılan stratejik bir vitrin hâline getirir.
EuroShop ziyaretçi profili, yalnızca ürün bakmaya gelen bireylerden değil; perakende zinciri yöneticileri, mağaza tasarımcıları, şehir planlamacıları ve teknoloji sağlayıcılardan oluşan karma bir yapıya sahiptir. Bu çeşitlilik, sahnede kurulacak anlatının herkese aynı anda bir şey söylemesini gerektirir ve bu da içerik tasarımını stratejik hâle getirir. Dolayısıyla mesajlar hem üst düzey stratejik düzeyde, hem de sahadaki pratik kullanımı işaret edecek biçimde tasarlanmalıdır.
Yolda yürüyen ziyaretçiler için esas amaç, markanın ismini, teşekkür mesajını ve geri dönüşüm temalı ana fikri birkaç saniye içinde iletebilmektir. Bu kişiler, standın önünde uzun süre kalmayabilirler; ancak akıllarında “REVEGO”, “geri dönüşüm” ve “teknoloji” kelimeleri birlikte kodlanmış olarak kalmalıdır. Sürekli akan üst ve alt bantlar, bu hızlı algılamayı destekler ve her döngüde mesajı tekrar tekrar görünür kılar.
Sweet spot’ta duran profesyonel ziyaretçiler ise anamorfik efektleri, gölge uzamalarını ve cihazın detaylarını incelemek isteyecektir. Bu kitle, sahnenin nasıl tasarlandığına, hangi açıdan hangi derinlik hissinin verildiğine ve teknik çözümlemenin kalitesine dikkat eder. Onlar için sahnede kullanılan çizgisel grid yapısı, perspektif warplar ve green ring vurgusu, markanın tasarım zekâsı hakkında doğrudan bir fikir verir.
Standı gezen karar vericiler, yani B2B alıcılar ise daha bütünsel bir resim görmek ister. Bu kişiler için önemli olan, markanın güvenilirliği, arkasındaki kurumsal gücü ve sahadaki operasyonel kapasitesidir. Ekrandaki üç fazlı anlatı — cihaz, operasyon ve kullanıcı — tam da bu sorulara cevap vermek üzere kurgulanır. Her faz, karar vericinin zihninde net bir “Bu çözüm ölçeklenebilir ve güvenilir.” hissinin oluşmasına hizmet eder.
Avrupa’da geri dönüşüm, artık çevreye duyarlı bireylerin ekstra çabası olmaktan çıkıp, şehir hayatının normal ve beklenen bir davranış standardı hâline gelmiştir. Birçok ülkede depozito sistemleri, şişe iade makineleri ve geri dönüşüm altyapıları şehir dokusunun ayrılmaz bir parçasıdır. Dolayısıyla REVEGO’nun anlattığı hikâye, bu mevcut davranış standardını yeniden icat etmeye değil, onu daha görünür ve daha erişilebilir kılmaya odaklanır.
Bu nedenle proje, “bireyin küçük hareketi” ile “sistemin büyük etkisi” arasındaki köprüyü vurgular. Şişeyi makineye atmak, bir kullanıcı için birkaç saniyelik bir jesttir; fakat bu jestin arkasında çalışan lojistik, veri toplama ve yeniden kullanım süreçleri büyük bir sistem oluşturur. REVEGO’nun ekran anlatısı, bu tekil eylem ile sistemsel sonuç arasındaki görünmez bağı görselleştirmeyi hedefler.
QR kod üzerinden dijital katalog veya bilgilendirme sayfasına geçiş, Avrupa’daki dijital okuryazarlık seviyesi düşünüldüğünde son derece doğal bir davranış adımıdır. Bu sayede kullanıcı, sadece makineyi kullanmakla kalmaz; markanın vizyonu, ürün portföyü ve sürdürülebilirlik hedefleri hakkında da hızlıca bilgi sahibi olabilir. Böylece fiziksel geri dönüşüm eylemi ile bilgi tabanlı farkındalık arasında doğrudan bir hat kurulmuş olur.
Sahnede üç tip etkileşim planlanmıştır ve bu üçlü yapı, ziyaretçinin markayla kurduğu ilişkinin katmanlarını temsil eder. Birincisi bilişsel etkileşimdir ve bu seviyede kullanıcıya verilen ana mesajlar davranış pekiştirici bir rol oynar. “THANK YOU FOR RECYCLING!” gibi kısa ve net cümleler, izleyiciye yaptığı eylemin doğru ve değerli olduğu duygusunu hatırlatır.
İkinci katman, görsel etkileşimdir ve burada anamorfik 3D derinlik, şişe akışı, gölge uzamaları ve cihazın ışık halkası devreye girer. Bu görsel oyunlar, izleyicinin dikkatini ekranda birkaç saniyeden daha uzun süre tutmak için tasarlanır. Özellikle sweet spot noktasında deneyimlenen “wow moment”, fuar alanındaki sayısız ekran arasında REVEGO standını akılda kalıcı hâle getirir.
Üçüncü katman ise davranışsal etkileşimdir ve bu seviyede kullanıcı, fiş ve QR kod üzerinden markayla daha derin bir ilişki kurar. Cihazdan çıkan fiş üzerinde görülen QR kod, izleyiciyi dijital bir içeriğe, kataloğa veya çok dilli bir landing page’e yönlendirir. Böylece sahadaki fiziksel etkileşim, çok daha uzun soluklu bir dijital ilişkiye evrilerek marka için sürdürülebilir bir temas noktası yaratır.
“THANK YOU FOR RECYCLING!” cümlesi, projenin omurgasını oluşturan ana teşekkür mesajıdır. Bu ifade, hem kullanıcıya doğrudan hitap eder hem de markanın dilini pozitif, takdir edici ve davranış pekiştirici bir seviyede konumlandırır. Mesajın kısa, net ve duygusal tonu düşük ama samimi olması, fuar ortamında farklı kültürlerden gelen ziyaretçilerin de kolayca içselleştirebileceği bir yapı sunar.
“VIELEN DANK FÜRS RECYCLING!” versiyonu, aynı mesajın Almanca uyarlamasıdır. Bu iki dilin bir arada kullanılması, REVEGO’nun kendisini yalnızca İngilizce konuşan bir dünya markası olarak değil, yerel dil ve kültürlere duyarlı bir çözüm sağlayıcı olarak konumlandırmasını sağlar. Almanca versiyon, özellikle Almanya’daki depozito ve geri dönüşüm kültürünün derinliğini de dikkate alan saygılı bir jest niteliği taşır.
“SCAN TO LEARN MORE” alt mesajı ise fiziksel sahneden dijital dünyaya açılan kapıyı temsil eder. Kullanıcıya, yaptığı geri dönüşüm hareketinin ötesinde, markayı daha yakından tanıma ve çözümler hakkında bilgi alma fırsatı sunar. Bu üçlü mesaj sistemi birlikte çalıştığında, ziyaretçi hem teşekkür edilir, hem davranışı pekiştirilir, hem de daha derin bir ilişkiye davet edilmiş olur.
EuroShop 2026 sahnemiz, L-şekilli içbükey LED yüzeyinin sunduğu fiziksel avantajlardan yararlanarak üç bağımsız katmanın birlikte çalışması üzerine kuruludur. Bu üç katman, hem estetik hem de teknik olarak birbirine bağlı çalışır ve fuar alanındaki ziyaretçiler için kusursuz bir perspektif deneyimi oluşturur. Katmanların her biri farklı bir işlev üstlenir; ancak ekranda tek bir bütün olarak algılanır.
Ön katman, izleyicinin ilk bakışta gördüğü ve mesajları aldığı HUD yüzeyidir. Orta katman, üç fazlı hikâyenin aktığı animasyon ve video içerik alanıdır. Arka katman ise içbükey LED yüzeyle birlikte çalışan anamorfik derinlik grafikleriyle sonsuzluk hissini ve perspektif oyununu taşır.
Bu yapı sayesinde hem bilgi hiyerarşisi hem de görsel derinlik kontrollü biçimde yönetilir. Mesajlar hiçbir zaman sahnenin karmaşası içinde kaybolmaz ve izleyici her baktığında ekranda anlamlı bir katman bulur. Aynı zamanda, derinlik ve 3D algı, yalnızca estetik bir oyun olmaktan çıkıp stratejik bir iletişim aracına dönüşür.
Ön katman, LED ekranın en önündeki görsel yüzeydir ve bilgi aktarımı için tasarlanmıştır. Bu katmanda yer alan HUD bileşenleri, ziyaretçinin hangi hızla hareket ettiğinden bağımsız olarak ana mesajları okunabilir ve takip edilebilir kılar. HUD, sahnedeki tüm hareketli unsurların üzerinde ince bir arayüz katmanı gibi durur ve anlatının çerçevesini çizer.
HUD’ın temel bileşenlerinden biri, sürekli akan üst banttır ve bu bantta “THANK YOU FOR RECYCLING!” mesajı yer alır. Alt bantta ise “SCAN TO LEARN MORE” ifadesi konumlandırılır ve bu da QR kodla birlikte ekrandan dijital dünyaya açılan geçidi sembolize eder. Sol LED’in solundaki bilgi alanı kısa açıklamalar, ikonlar veya QR kod yerleşimi için kullanılırken, sağ LED’in sağındaki bilgi alanı destekleyici tekstler, küçük statik görseller veya ikinci QR alanı için ayrılır.
HUD katmanı, animasyon içeriğinin üzerinde yer aldığı için hareket ederken bile yürüyen ziyaretçiye mesajın kopmadan ulaşmasını sağlar. Bu katman sayesinde mesaj akışı hiçbir zaman kesilmez ve ekranın hangi anına bakılırsa bakılsın ziyaretçi net bir bağlam yakalayabilir. B2B ziyaretçi, genel mesajı birkaç saniyede alır ve standı gezen karar vericiler için HUD, net bir yönlendirme ve düzen duygusu üretir.
Orta katman, fuarın ana çekim noktası olan üç fazlı marka hikâyesini taşır. Bu katmanda Device, Operation ve Third User fazları birbirine yumuşak geçişlerle bağlanır ve izleyici bu akışı tek bir kesintisiz loop gibi deneyimler. Device fazında iECO cihazının outline + 3D hibrit görünümü, yeşil glow ring yakın planları ve iF Design Award 2025 patch’i ile arasındaki ışık iplikleri öne çıkar.
Operation fazında sol LED’den içeri akmaya başlayan şişeler, L-büküm noktasında gölgelerin perspektife göre uzaması ve cihazın haznesine giriş animasyonları görülür. Bu faz, aynı zamanda ÜÇGE’nin 50 yıllık birikimini hafifçe hatırlatan sistem sahneleri, depo ve lojistik referansları ile desteklenir. Burada ekran, yalnızca ürün değil, o ürünün içinde bulunduğu ağ ve operasyonu da anlatan bir diyagram hâline gelir.
Third User fazında ise fiş çıkışı, QR belirleme ve teşekkür mesajları üzerinden son kullanıcının deneyimi sahnelenir. Şişeler, ekranın en solundan sahneye girer, ortada gölgeleri L’nin büküm noktasına doğru uzar ve sağda, green-glow halkası öne çıkarılmış iECO cihazının içine doğru kaybolur. Böylece basit bir “şişe atma” hareketi, sistemsel bir akışın parçası gibi görünür ve izleyicinin zihninde anlamlı bir yolculuğa dönüşür.
Arka katman, LED ekranın fiziki içbükey yapısını kullanarak sonsuzluk hissi ve derinlik yanılsaması oluşturur. Bu katman, yumuşak, hafif çizgisel outline perspektif gridler, içbükey yüzeye uyumlu sonsuzluk çizgileri ve 3D sahnenin derinliğini destekleyen ışık taramalarından oluşur. Genel olarak arka plan, sahnenin görünmeyen ama hissedilen “mekan matematiği” gibi davranır.
Şişe akışına eşlik eden arka plan yönsel akış çizgileri, izleyicinin gözünü sahnenin solundan sağa, cihazın green ring halkasına doğru taşır. Bu çizgiler, hem şişelerin hareket yönünü güçlendirir, hem de anamorfik illüzyonun tutarlılığını korur. Sweet spot’ta duran ziyaretçi için bu arka plan, gerçek bir derinlik ve “ekranın içine doğru akış” hissi yaratır.
Bu katmanın amacı, sadece görsel bir efekt yaratmak değil, markanın teknolojik ve modern kimliğini destekleyen bir altyapı yüzeyi oluşturmaktır. İçbükey LED ile birleşen bu grafik dil, sahnenin sıradan bir 2D animasyon değil, mekâna özel tasarlanmış bir deneyim olduğunu sezdirir. Böylece stand, sadece bir ekran gösterimi değil, “yerinde görülmesi gereken” bir uzamsal kurguya dönüşür.
LED ekran üç katmanlı olarak kurgulandıktan sonra, sahnenin gerçekten çalışabilmesi için standın kesin ölçülerinin alınması kritik bir aşamadır. Bu ölçülere göre bir 3D stand modeli kurulur ve L-bükümlü LED yüzey bu modelde bire bir ölçekli olarak yeniden inşa edilir. Ardından kamera, tam olarak ziyaretçinin duracağı sweet spot noktasına sabitlenir ve tüm anamorfik hesaplamalar bu açıya göre yapılır.
Arka plan warp’ları, gölge uzamaları ve şişelerin perspektif dönüşümleri LED yüzeyin fiziksel formu dikkate alınarak yeniden hesaplanır. Böylece ekrana yan açıdan bakan biri tutarlı bir sahne görürken, sweet spot’ta duran biri çok daha güçlü bir 3D derinlik ve “içeri giren şişeler” hissi yaşar. Bu kalibrasyon süreci, işin hem sanatsal hem de mühendislik tarafını bir araya getirir.
Bu yaklaşım sayesinde L-şekilli LED ekran doğru açıdan bakıldığında kusursuz 3D görünür, yürüyen ziyaretçiler için içerik akıcılığı bozulmaz ve stand önünde duran karar vericiler için güçlü bir “wow” etkisi ortaya çıkar. Yani aynı içerik, üç farklı izleme biçimine hizmet eder: hızlı geçen, merak edip duran ve karar verici olarak detay arayan ziyaretçi. Bu da fuar koşullarında oldukça verimli bir iletişim modeli yaratır.
Hikâye, Device–Operation–Third User şeklinde üç faza bölünmüş olsa da, izleyici bunu keskin geçişler şeklinde değil, tek bir kesintisiz anlatı olarak deneyimler. Bu yaklaşım, hem ekranın sürekliliğini hem de loop yapısının doğal akışını korur. Her faz, bir öncekini tamamlar ve sonunda anlatı kendi başlangıç noktasına geri dönerek döngüsel bir yapı oluşturur.
Bu döngüsel yapı, fuar alanında ziyaretçilerin ekrana farklı anlarda dahil olmasını kolaylaştırır. İzleyici, hikâyeye tam olarak nereden girdiğini bilmek zorunda kalmaz; çünkü her faz, başlı başına anlamlı bir kesit sunar. Buna rağmen üç faz bir arada düşünüldüğünde, markanın ürün–operasyon–kullanıcı üçlüsü arasında güçlü ve tutarlı bir ilişki kurulur.
Hikâyenin giriş kısmı, markanın pozisyonunu ve iECO cihazının sahnedeki rolünü kurarken, gelişme aşamasında sistemin nasıl çalıştığını ve ÜÇGE’nin buradaki yerini vurgular. Sonuç bölümünde ise son kullanıcının davranışı, teşekkür mesajı ve QR kod üzerinden dijital devam sahnesi ön plana çıkar. Döngü, fişin tekrar çıkması ve logonun yeniden sahneye girmesiyle başa sarar.
Device fazında iECO cihazı, sahnenin ana kahramanı olarak konumlanır. Sol ekranda cihazdan çıkan fiş ve üzerindeki QR kod görünürken, sağ ekranda REVEGO logosu hafif 3D ve aşağıdan bakılıyormuş gibi bir perspektifle belirir. Bu sırada HUD grid’i ve üst-alt bant sistemleri devreye girer ve film boyunca sahnede kalacak olan bilgi yapısını açığa çıkarır.
Bu fazın önemli bir geçiş noktası, iF Design Award 2025 bağlantısıdır (zamanlama EuroShop 2026 bağlamına göre güncellenecektir). Ekranda solda iECO ürünü, sağda iF Design Award patch’i belirir ve aralarında akan çizgisel ışık iplikleri, ödül ile ürün arasındaki ilişkiyi görsel düzeyde kurar. “Award-winning design, built for everyday recycling.” cümlesi ise kısa ama güçlü bir vurgu olarak, markanın tasarım kalitesini ve gündelik hayata dokunan fonksiyonunu aynı anda ifade eder.
Device fazı, izleyiciye “Bu cihaz nedir, nasıl görünür ve neden önemlidir?” sorularının cevabını verir. Aynı anda, REVEGO logosu ve HUD düzeni ile markanın tasarım dili ve deneyim anlayışı da sahnede sabitlenmiş olur. Böylece ikinci faza geçildiğinde, izleyici cihazı tanımış, logoya alışmış ve sahnenin arayüz mantığını kavramış hâle gelir.
Operation fazında sahne, cihazdan sistemin tamamına doğru genişler ve odak arka plandaki operasyon katmanına kayar. Reverse vending cihazlarından toplama noktalarına, oradan REVEGO’nun şehir içi toplama araçlarına uzanan bir zincir çizgisel tarzda anlatılır. Arka planda ÜÇGE’nin 50 yıllık sanayi birikimini hafifçe hatırlatan öğeler yer alır; bu öğeler sahneyi domine etmeden, sistemin ciddi bir altyapı üzerinde çalıştığını sezdirir.
Bu fazda ekran, yalnızca tek tek cihazları değil, onların birlikte oluşturduğu ağı ve lojistik akışı gösterir. Hud grid, burada “bilgi katmanı” olarak daha yoğun çalışır; ufak ikonlar, sistem okları ve basit etiketler aracılığıyla toplama noktaları, depo alanları veya malzeme türleri hakkında ipuçları verir. Böylece B2B ziyaretçi, markanın sahada nasıl konumlandığına dair hızlı ama anlamlı bir özet görür.
Operation fazı, karar vericiler için özellikle kritiktir; çünkü bu bölümde “Bu sistem ölçeklenebilir mi, güvenilir mi ve arkasında kim var?” sorularının görsel cevapları verilir. ÜÇGE’nin kurumsal varlığı, burada doğrudan anlatılmasa bile hissedilir bir altyapı gölgesi olarak sahnenin arkasında durur. Bu sayede REVEGO, hem inovatif hem de “arkası dolu” bir marka olarak algılanır.
Third User fazında odak tamamen son kullanıcı ve onun davranışı üzerine kayar. Şişeler ekranın en solundan dinamik bir şekilde sahneye girer, L-büküm noktasına doğru ilerledikçe gölgeleri uzar ve sweet spot’tan bakıldığında güçlü bir 3D derinlik etkisi yaratır. Sağ tarafta, green-glow halkası öne çıkarılmış iECO cihazı bu şişeleri içine kabul eden bir kapı gibi davranır; şişeler halkadan içeri girerken hem fiziksel hem de sembolik olarak “sisteme karışmış” olurlar.
Bu faz boyunca HUD ve bantlar, “THANK YOU FOR RECYCLING!” mesajını üst-alt bantlarda okunur durumda tutar. “SCAN TO LEARN MORE” ifadesi, QR kodla birlikte HUD içindeki slotunda sabit olarak yer alır. Böylece kullanıcı, ekranı hangi anda görürse görsün, hem teşekkür mesajını alır hem de daha fazla bilgiye ulaşabileceğini anlar.
Fazın sonunda, yeniden fişin çıkışı ve QR kodun görünmesiyle hikâye ilk sahnesine geri döner. Bu tekrar, izleyicinin fark etmeyeceği kadar akıcı bir loop etkisi yaratır ve sahneyi her an yeni birinin başlayabileceği bir döngü hâline getirir. Böylece hangi anda bakılırsa bakılsın, ekranda anlamlı bir kesit yakalanabilir ve anlatı hiçbir zaman “yarım kalmış” hissi vermez.
Bu dönemde öncelikli amaç, projeyi teknik olarak güvence altına alacak tüm verilerin müşteriden eksiksiz şekilde toplanmasıdır. Cihazın .STEP dosyaları, LED ekranın fiziksel ölçüleri, çözünürlüğü ve kullanılacak media player sistemine dair detaylar bu aşamada netleştirilir. Ayrıca standın genel planı, sweet spot için düşünülen izleme mesafesi ve fuar alanındaki genel ışık koşulları hakkında da bilgi alınır.
Bu teknik veriler, ilerleyen aşamalarda yapılacak tüm anamorfik hesaplamalar ve render kararları için temel girdileri oluşturur. Doğru alınmamış bir ölçü veya eksik bırakılmış bir teknik detay, özellikle L-bükümlü LED kurgusunda ciddi sapmalara neden olabileceği için bu başlangıç fazı hayati önem taşır. Bu nedenle 1–7 Aralık aralığı, çoğunlukla soru-cevap, doküman alışverişi ve teknik netleştirme üzerine kuruludur.
Aynı zamanda bu dönemde, müşterinin içerik beklentileri, metin onayları ve dil tercihleri (İngilizce, Almanca ve olası diğer diller) hakkında da ilk çerçeve çizilir. “THANK YOU FOR RECYCLING!”, “VIELEN DANK FÜRS RECYCLING!” ve “SCAN TO LEARN MORE” gibi ana mesajların kesin ifadeleri, bu aşamada teyit edilir. Böylece ileride storyboard ve animatic üretiminde tekrar başa dönülmesi engellenmiş olur.
8–20 Aralık aralığı, projenin görsel dünyasını kuran styleframe’lerin ve HUD düzeninin tasarlandığı ana yaratıcı fazdır. Bu süreçte outline sahne eskizleri, içbükey LED perspektif testleri, three-phase storyboard panelleri ve gölge uzama konseptleri birlikte ele alınır. Amaç, hem Device–Operation–User akışını hem de üç katmanlı LED yapısını görsel olarak güvence altına alan tutarlı bir stil paketi ortaya koymaktır.
HUD tasarımı bu dönemde netleşir; üst ve alt bantların kalınlığı, tipografisi, hareket ritmi ve sol-sağ bilgi alanlarının düzeni belirlenir. QR kod için ayrılacak slot, hem anamorfik sahneye müdahale etmeyecek, hem de izleyici için kolayca taranabilir olacak bir noktaya yerleştirilir. Bu aşamada oluşturulan styleframe’ler, müşteriye ilk görsel onay paketi olarak sunulur ve genel atmosfer üzerinde uzlaşma sağlanır.
Aynı zamanda REVEGO ve ÜÇGE logolarının outline versiyonları, iECO cihazının çizgisel hibrit görünümleri ve şişe akışı için kullanılacak çizgi dili de bu süreçte finalize edilir. Böylece ilerleyen animasyon aşamalarında temel görsel kararlar tartışma konusu olmaktan çıkar ve ekip enerjisini hareket tasarımına odaklayabilir.
Bu aşamada yaklaşık 4 dakikalık loop’un düşük çözünürlüklü bir animatic versiyonu üretilir. Animatic, sahne geçişlerinin ritmini, mesajların ekranda kalış sürelerini ve sweet spot’tan bakıldığında oluşan perspektif akışını test etmek için kullanılır. Device–Operation–Third User fazlarının birbirine nasıl aktığı, izleyici için nerede nefes alan boşluklar bırakıldığı ve HUD bantlarının fazlar boyunca ne kadar sabit kaldığı bu aşamada netleştirilir.
Animatic, müşteriye ilk “hareketli” tasarım geri bildirimi alma imkânı sunar. Bu sayede storyboard üzerinde fark edilmeyen ritim problemleri, tekrar eden anlar veya fazla hızlı geçen bölümler kolayca tespit edilebilir. Özellikle iF Design Award sahnesi, şişelerin gölge uzaması ve fiş–QR–teşekkür sekansı için animatic üzerinde özel dikkat gösterilir.
Bu fazın sonunda, müşteriden alınan yorumlara göre zamanlama ince ayarları yapılır ve loop yapısının kesintisiz ve doğal hissettirdiğinden emin olunur. Onaylanan animatic, sonraki aşamadaki high-res 3D ve anamorfik prodüksiyon için referans zaman çizelgesi hâline gelir. Böylece hem kreatif ekip hem de müşteri, bundan sonra nereye doğru gidildiği konusunda ortak bir görsel ve zamansal haritaya sahip olur.
6–20 Ocak dönemi, tam çözünürlükte 3D render ve anamorfik hesaplamaların devreye girdiği ana prodüksiyon aşamasıdır. Bu süreçte gölge uzamaları, green ring ışık simülasyonları, şişe akışları ve L-bükümlü LED yüzeydeki warp düzeltmeleri detaylı biçimde ele alınır. Özellikle sweet spot’tan bakıldığında gölgelerin L-kırılım noktasına doğru uzaması ve şişelerin cihaza akarken sahneden “çıkıyor” gibi görünmesi üzerinde hassas ayarlar yapılır.
HUD bantları, QR yerleşimleri ve üst-alt katman etkileşimleri de bu aşamada tam çözünürlüklü sahnelerle birlikte test edilir. Öne çıkan risklerden biri, HUD’ın 3D derinlik efektini öldürmemesi; tam tersine onu çerçeveleyen bir arayüz gibi çalışmasıdır. Bu yüzden her sahnede, bantların kalınlığı, opaklığı ve hareket hızları yeniden gözden geçirilir ve gerekirse ince ayarlara gidilir.
Aynı zamanda bu dönemde logonun farklı fazlardaki animasyon davranışları, watermark yoğunluğu ve iF Design Award patch’inin sahneye giriş–çıkış biçimi de finalize edilir. Amaç, markayı sürekli ön planda tutan ancak hiçbir zaman izleyiciyi rahatsız etmeyen bir hareket tasarımı kurmaktır. Bu aşamanın sonunda high-res sahneler, final compositing ve mastering için hazır bir hâle gelir.
20–28 Ocak arasında, final renderların alınması ve farklı LED sistemleri için gerekli master dosya formatlarının hazırlanması planlanır. Burada codec seçimi, bit depth, kare hızı ve renk uzayı, standda kullanılacak media player ve LED kontrol sistemine göre netleştirilir. Amaç, fuar alanında “sürpriz teknik sorun” ihtimalini en aza indirmektir.
Bu dönemde aynı içeriğin gerektiği takdirde sessiz, düşük parlaklıkta veya farklı diller için varyant versiyonları da hazırlanabilir. Özellikle gece–gündüz fuar katılım yoğunluğu, çevredeki diğer LED ekranların parlaklığı ve standta kullanılacak ek ışıklandırma koşulları göz önünde bulundurularak birkaç alternatif senaryo üretilir. Bu senaryolar, müşteriye olası “B planı” çözümleri olarak sunulabilir.
Player üzerinde yapılacak testler, içerik loop’unun doğru şekilde döndüğünü, ses kullanılacaksa senkron problemleri olmadığını ve QR kod gibi kritik alanların piksel yoğunluğu açısından yeterince keskin göründüğünü doğrulamayı amaçlar. Bu aşamanın sonunda, EuroShop 2026’da kullanılacak ana loop, yedek kopyalar ve olası varyantlar müşterinin sistemine eksiksiz biçimde teslim edilir.
29 Ocak – 2 Şubat aralığı, son kontroller ve fuar öncesi teknik–kreatif testler için ayrılmış güvenlik tamponudur. Bu dönemde, mümkünse standın kurulum alanında veya benzer bir LED yapıda kısa test gösterimleri yapılır. Sweet spot noktasından alınan fotoğraf ve videolar üzerinden anamorfik efektin sahada da teorideki kadar güçlü çalışıp çalışmadığı doğrulanır.
Gerekirse bu testler sırasında ortaya çıkan küçük sapmalar — örneğin aşırı parlak gölge uzamaları, QR’ın okunabilirliğini etkileyen yansımalar veya HUD yazılarının belirli açılarda kaybolması gibi — hızlı revizyonlarla düzeltilir. Böylece fuar başladığında ekranda görülen içerik, hem kreatif hem de teknik olarak en üst seviyeye taşınmış olur. Bu faz, aynı zamanda tüm dosya yapısının arşivlenmesi ve olası sonraki projeler için referans hâline getirilmesi açısından da önemlidir.
Bu tamamlayıcı aşamada, EuroShop 2026 sonrasında kullanılabilecek olası ek içerik paketleri, kurumsal film varyantları veya ÜÇGE’nin 50. yılına özel kısa alt loop’lar hakkında da ilk konuşmalar yapılabilir. Böylece proje, yalnızca tek seferlik bir fuar içeriği olmaktan çıkıp, markanın genel iletişim stratejisinin bir parçası hâline gelebilir. Bu da yatırımın uzun vadeli geri dönüşünü artıran önemli bir stratejik adımdır.